İçeriğe geç

İlkokul Çağında İngilizce Öğrenirken Oyunların Etkisi

İngilizce çalışması bir pazarlığa dönüşüyorsa küçük bir oyunla başlayın. Kelimeleri kullanmaya alan açan ev etkinlikleri ve çocuğunuzun düzeyine göre uyarlayabileceğiniz öneriler.

Hayvan kartlarıyla eşleştirme oyunu oynayan çocuklar; renkli kolaj, yapay zekâ ile üretilmiş temsili görsel.

Defter açılıyor, kalem hazırlanıyor; fakat çocuğunuz birkaç dakika sonra sandalyesinde dönmeye başlıyor. “Hadi, sadece beş kelime çalışacağız” diyorsunuz. O ise biraz önce oyuncaklarıyla kurduğu oyuna geri dönmek istiyor. Böyle anlarda İngilizce çalışması, iki tarafın da istemediği bir pazarlığa dönüşebiliyor.

Bu durum çocuğunuzun öğrenmeye ilgisiz olduğunu göstermez. Belki görev ona uzun geliyor, belki kelimelerin ne işe yaradığını henüz göremiyor. Bazen de okulda geçirdiği günün ardından başka bir çalışma kâğıdı yerine hareket etmeye ihtiyaç duyuyor. Önce bu ihtimalleri düşünmek, kullanacağınız yöntemi seçmenizi kolaylaştırabilir.

Oyun, İngilizceyi bu günlük hayatın içine yerleştirmek için kullanabileceğiniz araçlardan biridir. Ancak her renkli etkinlik öğretici olmadığı gibi, çok puan toplamak da tek başına öğrenildiğini göstermez. Önemli olan çocuğun oyunda ne yaptığı, hangi anlamı kullandığı ve deneyimin ona nasıl hissettirdiğidir.

Oyun, kelimeye bir kullanım nedeni verir

“Blue kelimesinin anlamı nedir?” sorusuyla “Mavi arabayı garaja götürür müsün?” görevi aynı bilgiyi farklı biçimlerde kullanır. İlkinde çocuk bir karşılığı hatırlamaya çalışır. İkincisinde kelime, oyunun içinde bir iş görür. Arabayı doğru yere götürmek için rengi anlaması gerekir.

Evde üç oyuncak araba ve üç renkli kâğıtla küçük garajlar kurabilirsiniz. Önce renkleri birlikte dinleyin veya söyleyin. Ardından “Find the blue car” diyerek bir araba isteyin. Çocuğunuz kelimeyi söylemeye hazır değilse doğru arabayı seçerek de oyuna katılabilir. Her turda konuşması şart değildir.

Bir süre sonra görev veren kişi o olsun. Siz arabayı yanlış garaja koyduğunuzda düzeltmesine fırsat verin. Böylece çocuk yalnızca cevaplayan kişi olarak kalmaz; oyunun akışını değiştirebilir. Aynı kelimeyi tekrar etmek de peş peşe sorulan bir sınav sorusundan farklı bir deneyime dönüşür.

Eğlenceyi korumak için hedefi küçültün

Bir oyunda renkleri, sayıları, hayvanları ve bütün cümle kalıplarını birlikte çalışmak zorunda değilsiniz. Başlangıçta tek bir konu seçin. Çocuğunuzun bildiği iki kelimenin yanına yeni bir kelime eklemek, tamamen yabancı on kelimelik bir etkinlikten daha yönetilebilir bir başlangıç olabilir.

Örneğin o gün yalnızca “cat”, “dog” ve “bird” üzerinde durabilirsiniz. Önce resimleri bulun, sonra bir resmi saklayıp hangisinin kaybolduğunu araştırın. Çocuğunuz hâlâ oynamak istiyorsa hayvanları hareketleriyle canlandırın. Sıkılmaya başladığında ise yeni bir tur açmak yerine oyunu bitirebilirsiniz.

Başlamadan önce “Üç tur oynayalım, sonra başka bir şey seçeriz” demek de yardımcı olabilir. Süresi ve bitişi belirsiz bir etkinlik, oyun adı taşısa bile yorucu hâle gelebilir. Çocuğunuzun devam etmek istemesini, mutlaka daha fazla çalışması gerektiği şeklinde yorumlamayın; yarın için de merak kalabilir.

Üç basit oyunla başlayabilirsiniz

Kayıp kartı bulma

Masaya çocuğunuzun tanıdığı üç veya dört resimli kart koyun. Birlikte resimlere bakın. Sonra gözlerini kapatmasını isteyip bir kartı kaldırın. Gözlerini açtığında kaybolan resmi bulsun. Sözcüğü hatırlayamazsa iki seçenek verin veya kartın sesini yeniden dinleyin. Bir sonraki turda kartı saklayan kişi çocuğunuz olabilir.

Oyuncaklar için paket hazırlama

Bir oyuncak ayının yolculuğa çıkacağını hayal edin. Çantasına koymak üzere bir kitap, bir top ve bir oyuncak araba seçin. “A ball, please” gibi kısa bir istek söyleyin. Çocuğunuz uygun nesneyi çantaya koysun. Daha sonra çantayı birlikte açıp nelerin hazırlandığına bakın. Gerçek bir seyahat hazırlığına dönüşmesi gerekmez.

Resim tarif etme

Önünüzde birer kâğıt olsun. Siz “a red ball” deyin ve ikiniz de kırmızı bir top çizin. Ardından çocuğunuz bildiği bir nesneyi seçsin. Çizimlerin birbirine benzemesi önemli değildir. İsterseniz sonunda resimleri isimlendirin. Yazmak henüz zor geliyorsa kelimeleri siz yazabilir, onun resimle katkı vermesini sağlayabilirsiniz.

Aynı oyun her çocukta aynı şekilde işlemez

Henüz okumayı yeni öğrenen bir çocuk, İngilizce kelimeyi duyduğunda tanıyabilir ama yazılı seçenekler arasında bulamayabilir. Böyle bir durumda yaşanan güçlük yalnızca İngilizceyle ilgili olmayabilir. Yazı yükünü azaltıp görsel ve ses kullanarak görevi değiştirmek daha adil bir yaklaşım olur.

Daha rahat okuyan çocuklarla kısa cümle parçalarını sıralayabilirsiniz. Ancak parçaları doğru sıraya koyduğunda oyunu hemen bitirmek yerine cümlenin anlamına dönün. “Bu cümlede kim okula gidiyor?” gibi bir soruyu Türkçe sormanızda sakınca yok. Amacınız, dizilişin yanında anlamla da bağ kurup kurmadığını görmektir.

Hareket etmeyi seven bir çocuk yerdeki kartlara yürümeyi tercih edebilir; çizim yapmayı seven biri resim tarif etmeyi seçebilir. Çocuğunuzun ilgisini başlangıç noktası olarak kullanın. Bunun değişmez bir öğrenme özelliği olduğunu varsaymayın. Geçen hafta sevdiği oyunu bugün istememesi de mümkündür.

Kardeşler birlikte oynuyorsa aynı görevi aynı hızda bitirmelerini beklemeyin. Bir çocuk resmi bulurken diğeri kısa bir cümle kurabilir. Ortak bir hedef belirlemek de mümkün: Oyuncakların çantasını birlikte hazırlamak gibi. Böylece İngilizce zamanı, kimin daha çok bildiğini gösteren bir yarış olmadan da heyecan taşıyabilir.

Yanlış cevap geldiğinde oyunun havasını koruyun

Çocuğunuz köpek resmi yerine kedi resmini seçtiğinde hemen “Hayır, yanlış” demek yerine iki görseli yan yana koyabilirsiniz. Kelimeyi tekrar dinletip hangisinin uygun olduğunu düşünmesine zaman verin. İkinci denemede de zorlanırsa cevabı birlikte bulmak, oyunun bozulduğu anlamına gelmez.

Her hatada bütün kuralları açıklamak veya doğru sözcüğü arka arkaya söyletmek gerekli değildir. Bazen kısa bir model yeterlidir: “Yes, this is a dog.” Sonra oyuna devam edebilirsiniz. Aynı kelime sürekli karışıyorsa ertesi gün daha az seçenekle yeniden denemek için not alın.

Övgünüzü de yalnızca sonuca bağlamamaya çalışın. “Hepsini doğru yaptın” yerine “Bu kez kartları dikkatle karşılaştırdın” diyebilirsiniz. Böylece çocuğunuzun hangi davranışını fark ettiğiniz anlaşılır. Kazanmak kadar düşünmek, tekrar denemek ve gerektiğinde yardım istemek de oyunun görünür parçaları olur.

Dijital oyun bittikten sonra öğrenmeye nerede bakılır?

Ekranda doğru seçeneği bulmak iyi bir başlangıç olabilir; yine de aynı kelimeyi farklı bir yerde kullanma fırsatı sunun. Oyunda “ball” kelimesiyle karşılaştıysanız odadaki gerçek topu bulmasını isteyin. Görselin yeri değiştiğinde veya farklı bir top resmi kullanıldığında ne yaptığına bakın.

İlkokulda oyunlarla İngilizce öğrenme konusunda dijital araç seçerken de bu çeşitliliği arayabilirsiniz. Çocuğa yalnızca hızlı tıklama mı yaptırılıyor, yoksa resimle anlam eşleştirme, dinleme ve cümle oluşturma gibi farklı görevler mi sunuluyor? Yanlış cevaptan sonra anlaşılır bir geri bildirim var mı? Bunları birlikte deneyerek değerlendirin.

Bu tür etkinlikleri bir arada görmek isterseniz, LangBang’in oyunlarla İngilizce yaklaşımını inceleyebilirsiniz. Görsel eşleştirme ve cümle sıralama gibi çalışmalar, ünitede karşılaşılan kelimelere yeniden dönmek için kullanılabilir. Ardından aynı kelimeyi evde bir nesneyle veya kısa bir oyunla ilişkilendirmek, sizin birlikte yapabileceğiniz devam adımıdır.

Bugün yeni bir oyun arşivi hazırlamanız gerekmiyor. Çocuğunuzun sevdiği üç nesneyi seçip küçük bir görevle başlayın. Sonunda “Bir daha hangisini oynayalım?” diye sorun. Vereceği cevap, bir sonraki İngilizce zamanını planlamak için çoğu zaman uzun bir çalışma listesinden daha kullanışlı olacaktır.

LangBang Editör Ekibi

Çocukların İngilizce öğrenme yolculuğuna eşlik eden, ailelerin günlük hayatında uygulayabileceği içerikler.

LangBang nasıl çalışır? →

İlginizi çekebilecek yazılar

KEŞFETMEYE DEVAM EDİN

Okumadan uygulamaya

Tüm kaynaklar